2012 de Dekorasyonda boynuz modası esecek
Kemal Partal, 1963′den beri hayvan boynuzlarından tarak ve aksesuar yapıyor. Aynı zamanda bu boynuzları tesbih sanatçıları ve diğer geleneksel sanatlar için plaka haline getirip satıyor. Ustaya göre boynuzların son meraklıları dekorasyoncular…
Bayrampaşa’da, ancak tek kişinin çalışabileceği küçük bir atölye… Tozlar havada uçuşuyor. Elektrikli soba ile ısınan bu küçük mekânın bir duvarı boydan boya tezgâhla kaplı. Tezgâhın, yaslandığı duvarda penseler, tornavidalar asılı. Üstünde ise, atölyenin emektarı Kemal Partal’ın kullanmasıyla ne işe yaradığını anladığımız 1940′lardan kalma bir düzenek mevcut. Partal, hayatını adadığı 25 metrekarelik bu alanda, 1973′ten beri manda, boğa, sığır, keçi, buffalo boynuzlarını işliyor; eskiden her evde muhakkak olan kemik taraklardan yapıyor. Bunun yanında bu boynuzları, tarak yaptığı makineden geçirip düzleştiriyor ve müzik aleti, tesbih, hat araç gereçleri yapan sanatçılar için malzeme olarak hazırlıyor.
Piyasada namını duymayan yok Kemal Usta’nın! Geleneksel sanat ustaları onu, ‘Boynuzcu Kemal’ diye biliyor. Kültür Bakanlığı’nın yaşayan en eski tarak ustası olduğunu bilenler ise ‘Tarakçı Kemal’ olarak anıyor. Onun için hangi isimle anıldığı önemli değil. Çünkü iki işte de üstüne yok. “Boynuzun da, tarağın da dilinden anlayan bir ben kaldım.” diyor ve devam ediyor: “Ama tarakçılık başka bir şey. Tarakçı Kemal olarak anılmak, beni anlattığını düşündüğümden o lakabı biraz daha fazla seviyorum.”
Kemal Usta, unutulmaya yüz tutmuş sanatı yaşatmaya çalışıyor küçücük dükkânında. Ondan sonra, yaptığı işin akıbeti ise muamma… Çünkü, eski ustalardan öğrendiği incelikleri öğreteceği birileri çıkmamış hiç karşısına. Ama o, gönül verdiği bu hikâyeyi bitirmeye niyetli değil, inatla devam ettireceğini söylüyor. “Ölene kadar, boynuzlardan taraklar yapacağım, bakarsınız kızların çeyiz sandıklarına yeniden girer.” diyor.
“Boynuzlarda Allah’ın sanatını gördüm”
Kemal Partal’ın, boynuzlarla tanışma serüveni ise şöyle: 1963′te Trabzon’dan kalkıp geliyor İstanbul’a. ‘Ne iş yapacağım, hangi mesleği öğreneceğim?’ derken Mahmutpaşa’daki Kaşıkçılar Hanı’nda buluyor kendini. Bugün benimsediği iki lakabıyla da böylece tanışıyor. Bu işi tercih etme sebebi ise boynuzların üzerinde oluşturduğu etkide gizli. “Belki, bana çok para kazandıracak bir meslek edinebilirdim. Ama boynuzlarda Allah’ın sanatını gördüm. İnsanın parmak izi gibi hayvan boynuzları. Her biri kendine özgü. Bu beni etkiledi ve onlarla bir eşi olmayan eşyalar yapmaya karar verdim.” şeklinde anlatıyor o süreci.
Çırak olarak girdiği Kaşıkçılar Hanı’ndan son tarak ve boynuz ustası olarak çıkıyor. Kemikle hayatını hemhal etmiş ünlü ustaların tedrisatından geçerek üstelik. Taceddin Baturel, Fahrettin Özdeş, Fildişi Mehmet onlardan sadece birkaçı… 1973′te ise halen çalıştığı atölyesini açıyor usta. Orada, boynuzlardan bin bir çeşit aksesuar yapıyor. Saç tokaları, mücevher kutuları, kol düğmeleri, süs eşyaları, zarf açacakları… En çok da tarak. Ancak Kemal Usta’yı üzen bir şey var. O da kendi yaptığı taraklarla saçlarını tarayacağı bir kızının olmaması… “İnşallah torunlarıma kısmet olur. Onların saçlarını kendi taraklarımla tarar, saçlarına toka yaparım.” diyor.
Birkaç yıl önecesine kadar günde 20 tarak yapan Kemal Usta, “Artık sipariş olmadan bir şey yapmıyorum. İstiklal Caddesi’ndeki pasajlardan çok müşterim var. Özellikle toka, taç, çanta süsü ve tarak istiyorlar. Aksesuar şirketleriyle de çalışıyorum. Onun haricinde de makinemin başına sadece boynuzları plaka haline getirmek için oturuyorum.” diyor ve ekliyor: “Zaten yapsam da eşyalar elimde kalır. Yeni nesil benim dükkâna gelip alışveriş yapmayı nasıl akıl etsin!”
1970′lerden kalan, antika değerinde boynuzlar bile var
Kemal Partal, hayvan boynuzlarının ticaretiyle de uğraşıyor. Kendi sanatı için kullandığı boynuzu, geleneksel sanatlarda kullanılması için satıyor. “Türkiye’deki ünlü tesbih sanatçıları, çoğu sedefkâr benim müşterimdir. Ud ustaları yine benden boynuz alır ve udlarına süslü kafesler yaparlar o boynuzlarla.” diyor. Usta, boynuzlarını artık dekorasyonculara da sattığından bahsediyor: “Ünlü dekorasyonculardan müşterilerim var. Benden boynuz alıp değişik eşyalar yapıyorlar.” Kemal Usta, boynuz satmayı sanata vesile olarak görüyor. “Ben bu boynuzları toplamasam sanatçılar zor durumda kalır.” diye ekliyor. Zaten atölyesinde 7-8 çuval boğa, sığır, koç, angus, manda, buffalo boynuzu var. Bunlardan bazıları 1970′lerden kalma.








